Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


 
          Avrupa Birliği ve Türkiye  
                   AVRUPA BİRLİĞİ VE SAĞLADIĞI YARARLAR
Avrupa Birliği barışı korumak ve ekonomik ve sosyal ilerlemeyi pekiştirmek amacı ile bir araya gelmiş 15 Üye Devletten oluşur.
Bu ülkeler:Almanya,Fransa,İtalya, Belçika,Hollanda,Lüksembourg,İngiltere, Danimarka,
İrlanda,İspanya,Avusturya,İsveç,Yunanistan,Portekiz ve Finlandiya’dır.
Avrupa Birliği,insanlık onuru,özgürlük,eşitlik ve dayanışma gibi ortak değerler üzerine kurulmuştur.
Kuruluşun Görev ve Amaçları:
1- Ortak bir Pazar oluşturulması,
2- Üye devletleri birbirine yaklaştırarak topluluğun bütünü içersinde iktisadi gelişmelerin uyumlu bir şekilde gelişmesini sağlamak,
3- Sürekli ve dengeli bir kalkınma hızı, büyüme sağlayabilmek,
4- Sürekli istikrarı sağlayabilmek,
5- Yaşamı ve yaşama düzenini ( toplum refahını ) hızla yükseltmek,
6- Birleşen devletler arasında daha sıkı işbirlikleri oluşturmaktır.


                                     AVRUPA BİRLİĞİ’NİN HEDEFLERİ
• Tek Avrupa Pazarı Kurmak. Dengeli ve sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlamak ve bunun için, özellikle iç sınırlardan arındırılmış bir alan yaratmak Avrupa Birliği’nin temel hedeflerinden birisidir. Birlik içerisinde fiziki, teknik ve mali engellerin tamamen kaldırılarak tek bir pazar oluşturulması yönünde günümüze değin çok önemli mesafeler kat edilmiştir.
• Ekonomik ve Sosyal Bütünleşmeyi Güçlendirmek ve Üyelerin Ekonomi Politikalarını Yaklaştırmak. Üye ülkeler arasında ekonomik ve sosyal bütünleşmeyi güçlendirmek için ortak ekonomi politikaları üzerinde uzlaşmak ve bunları yürürlüğe koymak Avrupa Birliği’nin diğer bir hedefidir. Bu konuda da günümüze değin çok önemli mesafeler alınmıştır. Halihazırda AB’de çeşitli ortak ekonomi politikaları (ortak tarım politikası, ortak ticaret politikası, ortak sanayi stratejisi, ortak rekabet politikası vs.) yürürlükte bulunmaktadır.
• Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) Oluşturmak. Birliğin hedeflerinden birisi de üye ülkeler arasında tek para birimini içerecek ekonomik ve parasal birliği kurmaktır. Maastricht Antlaşması ile ekonomik ve parasal birliğin aşamaları ayrıntılı olarak karara bağlanmıştır. En geç 1.1.2002 tarihine kadar Avrupa’da tek bir para biriminin (Euro) dolaşıma konulması hedeflenmiştir.

• Ortak Bir Dış Politika ve Güvenlik Politikası Uygulamak. AB’nin bir diğer hedefi ortak bir dış politika ve güvenlik politikası uygulamak, ortak bir savunma politikası oluşturmak suretiyle Avrupa Birliği’nin uluslararası alana kendi kimliğiyle çıkmasını sağlamaktır.
• Avrupa Vatandaşlığı Kavramını Oluşturmak. Avrupa Birliği vatandaşlığını ihdas etmek yoluyla Üye Devletlerin uyruklarının hak ve çıkarlarının daha güçlü bir biçimde korunmasını sağlamak Birliğin temel hedeflerinden birisidir. “Birlik Vatandaşlığı”, Maastricht Antlaşması ile getirilen yeniliklerden birisidir. Avrupa Birliği’ne üye ülke uyruğunda olan herkes “Birlik Vatandaşı”dır.
• Hukuk ve İçişleri Alanında Daha Sıkı İşbirliğini Gerçekleştirmek. Adalet ve içişleri konularında sıkı bir işbirliği geliştirmek birliğin bir başka hedefidir.
• İnsan Haklarını Topluluk Hukukunun Genel İlkesi Olarak Kabul Etmek. Avrupa Birliği’nin en önemli hedeflerinden birisi insan haklarına saygının geçerli olduğu, hak ve özgürlüklerin en etkin biçimde güvence altına alındığı ve korunduğu bir birlik yaratmaktır.
Birliği yöneten kurumlar şunlardır:
-Demokratik yollarla seçilen Parlamento,
-Üye devletleri temsil eden ve Bakanlardan oluşan Konsey
-Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Doruğu
-Antlaşmaların koruyucusu olan Komisyon,
-Topluluk hukukuna uyulmasını sağlayan Adalet Divanı
-Birliğin mali yönetimini izleyen Sayıştay’dır.

KOPENHAG KRİTERLERİ NEDİR VE NEDEN ÖNEMLİDİR?
1.Demokrasi,hukukun üstünlüğü,insan hakları ve azınlık haklarına saygı,
2.İşleyen bir Pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyma,
3.Siyasi,ekonomik ve parasal birliğin hedeflerine uyma ve üyelik yükümlülüklerini üstlenme.
AB’nin bütün politikalarını uygulamak zorunda mıyız?Hayır.AB’de istisnadan yararlanma hükmü olarak anılan bir uygulama vardır.İstisnadan yararlanma,topluluk düzeyinde işbirliği gerektiren belirli bir alanda,herhangi bir üye ülkenin işbirliğinin bloke etmesini önlemek amacıyla,yalnızca aynı görüşte olmayan ülkenin işbirliği dışında bırakılmasıdır.İngiltere’nin Ekonomik ve Parasal Birliğin 3. aşamasına katılmama kararı buna bir örnektir.
Strateji bölgesinde ,Kopenhag siyasi kriterlerine,ülkemizden başka tüm adaylarca uyum sağlandığı,Kopenhag ekonomik kriterleri bağlamında ise ,Türkiye,Bulgaristan ve Romanya hariç,diğer aday ülkelerin işleyen piyasa ekonomisine sahip oldukları ve AB’nin rekabeti ve piyasa güçleriyle baş edebilecekleri teyit edilmiştir.

AB’nin ayrımcılıkla ilgili tutumu nedir?
-Herkes yasa önünde eşittir.
-Kültürel,dini ve dilsel çeşitliliğe saygı gösterilecektir.
-Herkes düşünce,din ve vicdan özgürlüğü hakkına sahiptir.Bu hak din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını tek başına veya topluluk halinde,açık veya gizli olarak ibadet etme,öğretme,uygulama ve gereklerine uyma şeklinde açığa vurma özgürlüğünü kapsar.
-Herkesin kendi dinine,felsefi ve eğitim konusundaki inançlarına uygun olarak eğitim ve öğretim görmelerine ve eğitim kurumları tesis etme özgürlüğüne saygı gösterilecektir.
-Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir.Bu hak kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ulusal sınırlarla kısıtlanmaksızın bir görüşe sahip olma,haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünü içerir.
-Basının özgürlüğü ve çoksesliliğine saygı gösterilecektir.

AB Ne Getirir,
Ne Götürür?

Öncelikle ekonomik rahatlama getirir. Türkiye A.B'nin zorlamasıyla yıllardır geciktirdiği ekonomik tedbirleri alacak, almak zorunda kalacaktır. Faizlerin düşürülmesi, devlet harcamalarının kısılması, enflasyonun dizginlenmesi gerekmektedir. Türkiye bunları yapmak zorundadır ve yapacaktır. Ayrıca A.B'nden de yardım gelecektir. Tabi rant çevreleri tatlı kârlarından vazgeçmek zorundadır.
İkinci olarak, insan haklarında düzelme olacaktır. Şimdiye kadar Avrupa'dan en çok insan hakları ihlalleri hususunda eleştiri olan Türkiye bu hususta da iyileştirmeye gidecektir. Ancak Avrupa'nın gözünde "İnsan sınıfına öncelikle solcuların, etnik azınlıkların ve kürtlerin girdiğini ifade etmeliyiz." Mütedeyyin insanlar sonradan dolaylı olarak bu haklardan istifade edecektir. Kanunlar şahsa, gruba özel çıkarılmayacağından bütün T.C vatandaşları bu haklardan istifade edebilecektir. Fakat bir takım kanun zorlamalarına yine rastlanabilir.
Üçüncü olarak, Türkiye'nin parçalanma tehlikesi ortadan kalkacaktır. Artık Türkiye'nin toprak bütünlüğü A.B garantisine alınacaktır. Hırsızın bekçi tutulmasıyla, hırsızlığın önüne geçilen köy gibi, Türkiye'yi bölmek isteyenlere üye olunarak bu tehlike atlatılacaktır. Zaten Avrupa ve Amerika, PKK tecrübesi ile, Türkiye'nin parçalanamayacağını net bir şekilde anlamışlardır.
Dördüncü olarak, askeri ihtilaller tarihe karışacaktır. Örtülü-örtüsüz, klasik-çağdaş, modern-postmodern darbeler artık bitecektir. Sivil idare üzerindeki askeri vesayet sona erecek, Genelkurmay, Savunma Bakanlığına bağlanacaktır. Buna en iyi örnek Yunanistan'dır. A.AB’ye girmeden sık sık darbe yaşanan ve askerin adeta idareyi eline tamamen aldığı bir ülke olan Yunanistan'da darbe tarihe karışmış, asker de kışlasına çekilmiştir.
Beşinci olarak, "Türkün Türkten başka dostu yoktur." "Herkes bize düşman, dört bir tarafımız düşmanla çevrilidir." safsataları tarih olacaktır.
Altıncı olarak, İslâm dünyasından uzaklaşma biraz daha artacaktır. Belki ticarî yönden veya anlaşmalar yapma yönünden ilişkiler gelişecek, ancak İslâm ülkelerinin halklarının zihninde daha Avrupalı, daha çok kendilerinden uzaklaşmış bir Türkiye imajı oluşacaktır. İslâm ülkeleri bizi daha çok İsrail'in yörüngesine girmiş göreceklerdir.
Bunlar haricinde bir kısım sosyal ve siyasî değişimler yaşanacaktır. Siyasî partiler daha farklı bir yapılanmaya gidecek, sivil toplum örgütleri kuvvetlenecek, bir takım büyük şirketlerin devlett en beslenmesi minumuma inecektir

AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNİN TÜRKİYE’YA SAĞLAYACAĞI FAYDALAR
Türkiye’nin üyeliği beş alanda AB’nin yapısında değişiklik yaratacaktır:
1- Türkiye’nin AB Parlamentosunda temsili
2- Türkiye’nin AB Konseyinde ve diğer organlarda temsili
3- Türkiye’nin AB bütçesine yapacağı katkı ve fonlardan alacağı pay
4- Malların serbest dolaşımı
5- İşgücünün serbest dolaşımı
Türkiye dahil aday ülkelerin nüfuslarının toplamı, mevcut AB nüfusunun % 45,4’ünü, Türkiye hariç ise % 28’ini oluşturmaktadır. Türkiye’nin bu nüfus ağırlığı, AB içindeki dengeleri köklü bir şekilde değiştirmektedir.
AB PARLAMENTOSU
AB Parlamentosu halen 626 üyeden oluşmaktadır. Burada en çok üyeye 99 parlamenterle Almanya, 87’şer parlamenterle İngiltere, Fransa ve İtalya sahiptirler. Türkiye, üyelik hakkı kazanması halinde AB Parlamentosuna en az İngiltere, Fransa ve İtalya kadar üye gönderecektir. Yani AB parlamentosunda en çok üyeye sahip ilk 5 ülke arasında yer alacaktır.
AVRUPA KOMİSYONU
Avrupa Komisyonu 20 üyeden oluşmaktadır. Komisyonda Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere 2’şer, diğer ülkeler birer üye ile temsil edilmektedir. 2005 yılından itibaren üye sayısı 27’ye çıkacaktır. Aday ülkelerin tümünün üyeliğinden sonra muhtemelen komisyonda dönüşümlü üyelik sistemine geçilecek ve Türkiye bir üye ile burada temsil edilecektir.
Ayrıca, tam üyelik halinde Türkiye komisyona bin kadar idari personel gönderecektir. AB Sayıştayı ve Avrupa Adalet Divanına da birer üye verecektir. Türkiye, gündeme göre ilgili bakanların katıldığı ve kararları bağlayıcı olan Avrupa Birliği Konseyine de iştirak edecektir.
AB konseyinin 342 olan üye sayısına göre Türkiye bu organda, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya ile birlikte 29 üyeye sahip olacaktır. Bu sayı ile Türkiye, özellikle nitelikli oyla alınması gereken kararlarda ciddi söz sahibi olacaktır. Çünkü, bu sistemde 89 oy kararları engelleyebilmektedir.
MALİ FONLAR
1998 yılı verilerine göre Türkiye tam üye olması halinde AB bütçesine yılda 2,8 milyar ECU katkı yapacak, buna karşılık çeşitli fonlardan alacağı payların toplamı 10,3 milyar ECU olacaktır. Yani tam üyelik durumunda Türkiye yılda 7,5 milyar ECU net kaynak girişi sağlayacaktır.
DIŞ TİCARET
AB’yle olan dış ticaret, Türkiye’nin toplam dış ticaret hacminin yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Türkiye, 1980’li yıllarda AB’nin üçüncü ülkelerden yaptığı ithalatta 46. sırada yer alırken 1990’ların sonuna gelindiğinde 12. sıraya yükselmiştir. AB’nin ihracatında ise Türkiye’nin yeri 6. sıradır. Dolayısıyla, hem Türkiye, hem de AB için aradaki ekonomik ilişkiler vazgeçilmez öneme sahiptir.
SERBEST DOLAŞIM
Ortaklık Konseyi kararlarına göre 1987 yılı başında Türk işçilerine serbest dolaşım hakkı verilmesi gerekirken, çeşitli bahanelerle bu yapılmamıştır. AB içinde, Türk vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı verilmesi halinde, Avrupa’da zaten çözümü giderek zorlaşan bir sorun haline gelen işsizliğin altından kalkılamayacak boyutlara ulaşacağı endişesi vardır.
Ancak, Avrupa ülkelerinin tümünde nüfus hızla yaşlanmakta, mevcut sistemin ve ekonomik üretimin devam edebilmesi için göçmene ihtiyaç doğmaktadır. Bu bakımdan birlik içinde, AB’ye yeni üye olan ülkelerin doğrudan serbest dolaşım hakkına sahip olmaları görüşü tartışılmaktadır.
Türkiye’nin serbest dolaşım hakkı, bu tartışmaların sonuçlarına bağlı gözükmektedir. Bu tartışmanın olumlu yönde sonuçlanması, Türkiye’nin tam üyeliği yolundaki ene önemli engellerden birinin ortadan kalkması anlamına gelecektir.
İSPANYA ÖRNEĞİ
Avrupa Birliği, her alanda Türk insanının yaşam kalitesini yükseltecektir.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin, üyelik öncesi ve sonrası durumlarına baktığımızda bu gelişmeyi açıkça görmek mümkündür.
TÜRKİYE – İSPANYA KARŞILAŞTIRMASI
Nüfus ve coğrafi yapısı bakımından Türkiye’yle kıyaslanmaya en uygun ülke olan İspanya, 1986 yılında Avrupa Birliği’ne üye olmuştur.
Avrupa Birliğine üye olmadan önce yılda 2 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı yapılan İspanya, üyeliğin ardından bu rakamı yılda 14 milyar dolara kadar çıkarmıştır.
Türkiye’ye yapılan yabancı sermaye rakamları yılda ancak 900 milyon dolara kadar ulaşabilmiştir.
İspanya ile benzer bir gelişme göstermemiz halinde, Avrupa Birliği’ne üyelimizden sonra ülkemize yapılacak yabancı sermaye yatırımlarının yılda 8 milyar dolara çıkacaktır.
Türkiye’nin bugünkü ödemeler dengesi açığı da 8-10 milyar dolar civarındadır zaten.
Aynı şekilde Avrupa Birliği’ne girmeden önce turizm gelirleri 8 milyar dolar civarında olan İspanya, birliğe girdikten sonra bu rakamı 30 milyar dolara çıkarmıştır.
Bugün de Türkiye’nin turizm gelirleri 8 milyar dolar civarındadır.
Avrupa Birliğine üyelik, uluslararası piyasalarda Türkiye’ye güveni artıracaktır.
Yabancı yatırımcılar için Avrupa Birliği düzenlemeleri önemli bir güvence teşkil etmektedir.
Bu güvence ile Türkiye, kalkınması için ihtiyaç duyduğu yabancı sermayeyi süratle kendisine çekebilecektir.
Avrupa Birliğine girmeden önce kişi başına gayrı safi milli hasılası 4 bin dolar civarında olan İspanya, bu rakamı 14 bin doların üzerine çıkarmıştır.
Bu rakam, Yunanistan’da 5 bin dolardan 12 bin dolara, Portekiz’de 4 bin dolardan 14 bin dolara çıkmıştır.
Bugün Türkiye’nin kişi başına gayri safi milli hasılası 3 bin doların altındadır.
Bu örnekler, Avrupa Birliği’ne girmemiz halinde, Türkiye’nin önümüzdeki on yıl içinde bugün bulunduğu düzeyin yaklaşık 4-5 katı ilerisine ulaşacağını göstermektedir.
Türkiye’nin bu atılımı sadece kendi imkanları ile yapması mümkün değildir. Bu atılıma en büyük mali destek Avrupa Birliği bütçesinden gelecektir.
-AB’ye katılmanın çalışan kesime ve işçilere olan etkisi:
AB bu konuya ilişkin yaklaşımını Sosyal Politikasında belirlemiştir.Avrupa Sosyal Politikası istihdam,çalışanların yaşam ve çalışma koşullarının güvenliği,işçi sağlığı,kadın erkek eşitliği gibi konularla ilgilidir.AB sosyal politikası sadece çalışanlara yönelik değildir.İşsiz,yaşlı,engelli,özürlü veya herhangi bir şekilde sosyal dışlanmaya maruz kalmış kişileri topluma kazandırmayı da amaçlar.
-AB’ye katılım sürecinde Türkiye’nin sosyal politikasında meydana gelecek olan değişiklikler:
Serbest dolaşım,istihdam,adil ücret hakkı,çalışma ve yaşama şartlarının iyileştirilmesi,sendikalaşma ve toplu sözleşme,mesleki eğitim,kadın ve erkeklere eşit davranma,işçilerin bilgilendirilmesi ve yönetime katılması,işçi sağlığı ve iş güvenliği,çocuk,genç,yaşlı ve özürlülerin korunması konularını kapsayan düzenlemelerin ve iyileştirmelerin tam üyeliğe kabulden önce gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
-Malların serbest dolaşımı:
Malların serbest dolaşımı,üye ülkelerin karşılıklı olarak gümrük vergileri ödemeden,sınırlarda zor ve masraflı ihracat ve ithalat prosedürlerine maruz kalmadan vakit ve nakitten tasarruf ederek ticaret yapabilmesi,dolayısıyla daha çok çeşit malın daha ucuza satılabilmesidir.
Üye ülkeler kendi aralarında gümrük vergilerini kaldırarak bir gümrük birliği oluşturmuşlar ve aynı gümrük mevzuatını uygulayarak üçüncü ülkelere karşı bir Ortak Gümrük Tarifesi belirlenmiştir.Örneğin üye ülkeler üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalata kendi ulusal gümrük tarifelerini değil Ortak Gümrük Tarifelerini uygulamak zorundadırlar.Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği süreci 1973 yılında başlamış ve 22 yıl sonra 31 aralık 1995 tarihinde malların serbest dolaşımı gerçekleşmiştir.
-Hizmetlerin serbest dolaşımı:
Hizmetlerin serbest dolaşımı,üye ülke vatandaşlarının kendi ülkelerinde ulaştırma,bankacılık,sigorta,serbest meslek,zanaat,ticaret,sanayi sektörlerinde verdikleri hizmetleri diğer bir üye ülkede de verebilmeleri demektir.
-Kişilerin serbest dolaşımı:
Kişiler bir başka üye ülkede o ülkenin vatandaşlarının sahip olduğu haklara sahip olarak yaşayabilecek,iş bulabilecek,çalışabilecek,eğitim görebileceklerdir.
Örneğin,üye ülke vatandaşlarının topluluk sınırları içerisinde serbestçe seyahat edebilmeleri,satın aldıkları şahsi eşyaları(alındığı ülkede KDV’si ödenmiş olması kaydıyla)kendi ülkelerine,sınırlarda bavulları aranmadan getirebilmeleri sağlanmıştır.
-AB Vatandaşlığı Kavramı
AB ülkelerinden herhangi birinin uyruğunu taşıyan herkes aynı zamanda Avrupa Birliği Vatandaşı demektir.AB vatandaşlığı üye vatandaşlarının AB’nin sunduğu tüm yükümlülük ve haklara sahip olması demektir.
Örneğin AB vatandaşının:
*AB içinde serbest dolaşım ve ikamet hakkı vardır.
*Avrupa Parlamentosu seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı vardır.
*AB dışındaki bir ülkede AB tarafından veya herhangi bir AB üyesi ülke tarafından ‘diplomatik korunma’ ayrıcalığı vardır.
*Yetersiz gördüğü idari uygulamaları,’Dilekçe Hakkını’ kullanarak,AB Parlamentosuna veya Avrupa Uzlaştırıcısına şikayet etme hakkı vardır.
*AB üyesi vatandaşları arasında ayrım (uyruk,cinsiyet,ırk,yaş) gözetilemez.
-Üye ülke vatandaşı iseniz AB ülkelerine gitmek için pasaport gerekecek mi?
AB üyesi ülke vatandaşı iseniz,vize gerekmeden AB ülkelerine seyahat edebilirsiniz.Sınırlarda durdurulmasanız bile gereğinde kimliğinizi ispatlamak amacıyla uyruğunuzu belirten tek tip Avrupa Birliği pasaportunuzun yanınızda olması gerekmektedir.
AB üye ülkeleri için tek tip pasaport belirlenmiştir.Yine her ülkenin kendi pasaportu vardır,ancak bu pasaportlar renk,ebat ve içindeki bilgilerin sıralanışı bakımından aynıdır.
-Bir AB ülkesini ziyaretiniz sırasında hastalanırsanız ne olur?
Başka üye ülkelere seyahat esnasında hastalanırsanız aynen o ülkenin vatandaşlarının sahip olduğu haklardan yararlanırsınız.Bu demek oluyor ki,eğer o ülkede hastanede yatmak paralı ise,oranın vatandaşı ne ödüyorsa siz de aynen o miktarı ödeyeceksiniz.Böyle bir durumda,memlekete döndükten sonra,bağlı bulunduğunuz sigorta kurumundan harcamalarınızı talep edebilirsiniz.
-Diplomalar her ülkede geçerli mi?
                                                         Eğitim sistemleri ve verilen sertifika ve diplomalar ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği için,meslekler kontrol edilen meslekler, kontrol edilmeyen meslekler ve koordine edilen meslekler olarak 3’e ayrılır.Çalışacağınız ülkede mesleğiniz kontrol edilen bir meslek ise (öğretmenlik,mühendislik,avukatlık gibi) yetkili merciye diplomanın tanınması için müracaat edilir.Yetkili merci size 4 ay içinde cevap vermek durumundadır.Cevap olumsuz olduğu taktirde,gerekli ek eğitim önerilir.Kontrol edilmeyen mesleklerde buna gerek yoktur.Bugün Avrupa Birliği üye ülkelerinde 60 milyon öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrenciler birbirlerinin ülkelerini tanıma ve birbirlerinin ülkesinde öğrenim görme şansına sahiptirler.         Avrupa bize neden muhtaç olabilir:                                                      Türkiye Avrupa için bir hizmet ülkesi. Özellikle, tekstil, yemiş(fındık, kayısı gibi), otomotiv, gıda, çay gibi daha bir çok sektörde ve iş gücü olarak Avrupa'ya hizmet veriyoruz. Büyük ithalat ve ihracat bağlantılarımız var. Yani Devletlerin tepelerindekileri geçersek sanayici ve iş adamları karşılıklı olarak bunu istiyor ve destekliyor.      Bölgesinde güçlü, değişen dünya konjonktüründe önemli, demokratik piyasa ekonomisine, genç ve dinamik nüfusa sahip Türkiye’nin AB üyeliği, tarih boyunca bir parçası olduğu Avrupa’nın ekonomiden güvenliğe, sosyal konulardan kültürel alana kadar birçok politikasını tamamlayıcı etkide bulunacak, uluslararası alandaki etkinliğini artıracaktır. Bugün AB genişleme süreci içinde yer alan diğer aday ülkelerden daha büyük ölçek ve nüfusa sahip Türkiye’nin AB içinde söz konusu ülkelere kıyasla daha zor özümseneceğini belirtmek yanlış olmayacaktır. Ancak orta ve uzun vadede, Türkiye’nin tam üyeliğinin AB’ye getireceği faydalar da diğer ülkelere kıyasla daha fazla olacak ve elde edilecek yararlar karşılaşılabilecek zorlukları giderecektir.                                        Geleceğini AB içinde gören Türkiye için ise tam üyelik, Türk demokrasisinin temellerini sağlamlaştırıp, piyasa ekonomisini güçlendirerek, siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan modernleşmesini hızlandıracaktır. Tam üyelik, Türkiye’nin hukuki ve kurumsal yapılanmasının tamamlanmasına destek olacak; uluslararası düzeyde ekonomik ve siyasi etkinliği ile stratejik konumunu güçlendirecektir.

                                                                                                                                                          Ufuk Binboğa