AVRUPA BİRLİĞİ VE
SAĞLADIĞI YARARLAR
Avrupa Birliği barışı
korumak ve ekonomik ve
sosyal ilerlemeyi
pekiştirmek amacı ile
bir araya gelmiş 15 Üye
Devletten oluşur.
Bu
ülkeler:Almanya,Fransa,İtalya,
Belçika,Hollanda,Lüksembourg,İngiltere,
Danimarka,
İrlanda,İspanya,Avusturya,İsveç,Yunanistan,Portekiz
ve Finlandiyadır.
Avrupa Birliği,insanlık
onuru,özgürlük,eşitlik
ve dayanışma gibi ortak
değerler üzerine
kurulmuştur.
Kuruluşun Görev ve
Amaçları:
1- Ortak bir Pazar
oluşturulması,
2- Üye devletleri
birbirine yaklaştırarak
topluluğun bütünü
içersinde iktisadi
gelişmelerin uyumlu bir
şekilde gelişmesini
sağlamak,
3- Sürekli ve dengeli
bir kalkınma hızı,
büyüme sağlayabilmek,
4- Sürekli istikrarı
sağlayabilmek,
5- Yaşamı ve yaşama
düzenini ( toplum
refahını ) hızla
yükseltmek,
6- Birleşen devletler
arasında daha sıkı
işbirlikleri
oluşturmaktır.
AVRUPA BİRLİĞİNİN
HEDEFLERİ
Tek Avrupa Pazarı
Kurmak. Dengeli ve
sürdürülebilir ekonomik
ve sosyal kalkınmayı
sağlamak ve bunun için,
özellikle iç sınırlardan
arındırılmış bir alan
yaratmak Avrupa
Birliğinin temel
hedeflerinden birisidir.
Birlik içerisinde
fiziki, teknik ve mali
engellerin tamamen
kaldırılarak tek bir
pazar oluşturulması
yönünde günümüze değin
çok önemli mesafeler kat
edilmiştir.
Ekonomik ve Sosyal
Bütünleşmeyi
Güçlendirmek ve Üyelerin
Ekonomi Politikalarını
Yaklaştırmak. Üye
ülkeler arasında
ekonomik ve sosyal
bütünleşmeyi
güçlendirmek için ortak
ekonomi politikaları
üzerinde uzlaşmak ve
bunları yürürlüğe koymak
Avrupa Birliğinin diğer
bir hedefidir. Bu konuda
da günümüze değin çok
önemli mesafeler
alınmıştır. Halihazırda
ABde çeşitli ortak
ekonomi politikaları
(ortak tarım politikası,
ortak ticaret
politikası, ortak sanayi
stratejisi, ortak
rekabet politikası vs.)
yürürlükte
bulunmaktadır.
Ekonomik ve Parasal
Birlik (EPB) Oluşturmak.
Birliğin hedeflerinden
birisi de üye ülkeler
arasında tek para
birimini içerecek
ekonomik ve parasal
birliği kurmaktır.
Maastricht Antlaşması
ile ekonomik ve parasal
birliğin aşamaları
ayrıntılı olarak karara
bağlanmıştır. En geç
1.1.2002 tarihine kadar
Avrupada tek bir para
biriminin (Euro)
dolaşıma konulması
hedeflenmiştir.
Ortak Bir Dış
Politika ve Güvenlik
Politikası Uygulamak.
ABnin bir diğer hedefi
ortak bir dış politika
ve güvenlik politikası
uygulamak, ortak bir
savunma politikası
oluşturmak suretiyle
Avrupa Birliğinin
uluslararası alana kendi
kimliğiyle çıkmasını
sağlamaktır.
Avrupa Vatandaşlığı
Kavramını Oluşturmak.
Avrupa Birliği
vatandaşlığını ihdas
etmek yoluyla Üye
Devletlerin uyruklarının
hak ve çıkarlarının daha
güçlü bir biçimde
korunmasını sağlamak
Birliğin temel
hedeflerinden birisidir.
Birlik Vatandaşlığı,
Maastricht Antlaşması
ile getirilen
yeniliklerden birisidir.
Avrupa Birliğine üye
ülke uyruğunda olan
herkes Birlik
Vatandaşıdır.
Hukuk ve İçişleri
Alanında Daha Sıkı
İşbirliğini
Gerçekleştirmek. Adalet
ve içişleri konularında
sıkı bir işbirliği
geliştirmek birliğin bir
başka hedefidir.
İnsan Haklarını
Topluluk Hukukunun Genel
İlkesi Olarak Kabul
Etmek. Avrupa
Birliğinin en önemli
hedeflerinden birisi
insan haklarına saygının
geçerli olduğu, hak ve
özgürlüklerin en etkin
biçimde güvence altına
alındığı ve korunduğu
bir birlik yaratmaktır.
Birliği yöneten kurumlar
şunlardır:
-Demokratik yollarla
seçilen Parlamento,
-Üye devletleri temsil
eden ve Bakanlardan
oluşan Konsey
-Avrupa Devlet ve
Hükümet Başkanları
Doruğu
-Antlaşmaların
koruyucusu olan
Komisyon,
-Topluluk hukukuna
uyulmasını sağlayan
Adalet Divanı
-Birliğin mali
yönetimini izleyen
Sayıştaydır.
KOPENHAG KRİTERLERİ
NEDİR VE NEDEN
ÖNEMLİDİR?
1.Demokrasi,hukukun
üstünlüğü,insan hakları
ve azınlık haklarına
saygı,
2.İşleyen bir Pazar
ekonomisi ve AB içindeki
piyasa güçlerine ve
rekabet baskısına karşı
koyma,
3.Siyasi,ekonomik ve
parasal birliğin
hedeflerine uyma ve
üyelik yükümlülüklerini
üstlenme.
ABnin bütün
politikalarını uygulamak
zorunda
mıyız?Hayır.ABde
istisnadan yararlanma
hükmü olarak anılan bir
uygulama
vardır.İstisnadan
yararlanma,topluluk
düzeyinde işbirliği
gerektiren belirli bir
alanda,herhangi bir üye
ülkenin işbirliğinin
bloke etmesini önlemek
amacıyla,yalnızca aynı
görüşte olmayan ülkenin
işbirliği dışında
bırakılmasıdır.İngilterenin
Ekonomik ve Parasal
Birliğin 3. aşamasına
katılmama kararı buna
bir örnektir.
Strateji bölgesinde
,Kopenhag siyasi
kriterlerine,ülkemizden
başka tüm adaylarca uyum
sağlandığı,Kopenhag
ekonomik kriterleri
bağlamında ise
,Türkiye,Bulgaristan ve
Romanya hariç,diğer aday
ülkelerin işleyen piyasa
ekonomisine sahip
oldukları ve ABnin
rekabeti ve piyasa
güçleriyle baş
edebilecekleri teyit
edilmiştir.
ABnin ayrımcılıkla
ilgili tutumu nedir?
-Herkes yasa önünde
eşittir.
-Kültürel,dini ve dilsel
çeşitliliğe saygı
gösterilecektir.
-Herkes düşünce,din ve
vicdan özgürlüğü hakkına
sahiptir.Bu hak din veya
inancını değiştirme
özgürlüğünü ve din veya
inancını tek başına veya
topluluk halinde,açık
veya gizli olarak ibadet
etme,öğretme,uygulama ve
gereklerine uyma
şeklinde açığa vurma
özgürlüğünü kapsar.
-Herkesin kendi
dinine,felsefi ve eğitim
konusundaki inançlarına
uygun olarak eğitim ve
öğretim görmelerine ve
eğitim kurumları tesis
etme özgürlüğüne saygı
gösterilecektir.
-Herkes ifade özgürlüğü
hakkına sahiptir.Bu hak
kamu makamlarının
müdahalesi olmaksızın ve
ulusal sınırlarla
kısıtlanmaksızın bir
görüşe sahip olma,haber
ve düşünceleri elde etme
ve bunları ulaştırma
özgürlüğünü içerir.
-Basının özgürlüğü ve
çoksesliliğine saygı
gösterilecektir.
AB Ne Getirir,
Ne Götürür?
Öncelikle ekonomik
rahatlama getirir.
Türkiye A.B'nin
zorlamasıyla yıllardır
geciktirdiği ekonomik
tedbirleri alacak, almak
zorunda kalacaktır.
Faizlerin düşürülmesi,
devlet harcamalarının
kısılması, enflasyonun
dizginlenmesi
gerekmektedir. Türkiye
bunları yapmak
zorundadır ve
yapacaktır. Ayrıca A.B'nden
de yardım gelecektir.
Tabi rant çevreleri
tatlı kârlarından
vazgeçmek zorundadır.
İkinci olarak, insan
haklarında düzelme
olacaktır. Şimdiye kadar
Avrupa'dan en çok insan
hakları ihlalleri
hususunda eleştiri olan
Türkiye bu hususta da
iyileştirmeye
gidecektir. Ancak
Avrupa'nın gözünde
"İnsan sınıfına
öncelikle solcuların,
etnik azınlıkların ve
kürtlerin girdiğini
ifade etmeliyiz."
Mütedeyyin insanlar
sonradan dolaylı olarak
bu haklardan istifade
edecektir. Kanunlar
şahsa, gruba özel
çıkarılmayacağından
bütün T.C vatandaşları
bu haklardan istifade
edebilecektir. Fakat bir
takım kanun
zorlamalarına yine
rastlanabilir.
Üçüncü olarak,
Türkiye'nin parçalanma
tehlikesi ortadan
kalkacaktır. Artık
Türkiye'nin toprak
bütünlüğü A.B
garantisine alınacaktır.
Hırsızın bekçi
tutulmasıyla,
hırsızlığın önüne
geçilen köy gibi,
Türkiye'yi bölmek
isteyenlere üye olunarak
bu tehlike
atlatılacaktır. Zaten
Avrupa ve Amerika, PKK
tecrübesi ile,
Türkiye'nin
parçalanamayacağını net
bir şekilde
anlamışlardır.
Dördüncü olarak, askeri
ihtilaller tarihe
karışacaktır.
Örtülü-örtüsüz,
klasik-çağdaş, modern-postmodern
darbeler artık
bitecektir. Sivil idare
üzerindeki askeri
vesayet sona erecek,
Genelkurmay, Savunma
Bakanlığına
bağlanacaktır. Buna en
iyi örnek
Yunanistan'dır. A.ABye
girmeden sık sık darbe
yaşanan ve askerin adeta
idareyi eline tamamen
aldığı bir ülke olan
Yunanistan'da darbe
tarihe karışmış, asker
de kışlasına
çekilmiştir.
Beşinci olarak, "Türkün
Türkten başka dostu
yoktur." "Herkes bize
düşman, dört bir
tarafımız düşmanla
çevrilidir." safsataları
tarih olacaktır.
Altıncı olarak, İslâm
dünyasından uzaklaşma
biraz daha artacaktır.
Belki ticarî yönden veya
anlaşmalar yapma
yönünden ilişkiler
gelişecek, ancak İslâm
ülkelerinin halklarının
zihninde daha Avrupalı,
daha çok kendilerinden
uzaklaşmış bir Türkiye
imajı oluşacaktır. İslâm
ülkeleri bizi daha çok
İsrail'in yörüngesine
girmiş göreceklerdir.
Bunlar haricinde bir
kısım sosyal ve siyasî
değişimler yaşanacaktır.
Siyasî partiler daha
farklı bir yapılanmaya
gidecek, sivil toplum
örgütleri kuvvetlenecek,
bir takım büyük
şirketlerin devlett en
beslenmesi minumuma
inecektir
AVRUPA BİRLİĞİ
ÜYELİĞİNİN TÜRKİYEYA
SAĞLAYACAĞI FAYDALAR
Türkiyenin üyeliği
beş alanda ABnin
yapısında değişiklik
yaratacaktır:
1- Türkiyenin AB
Parlamentosunda temsili
2- Türkiyenin AB
Konseyinde ve diğer
organlarda temsili
3- Türkiyenin AB
bütçesine yapacağı katkı
ve fonlardan alacağı pay
4- Malların serbest
dolaşımı
5- İşgücünün serbest
dolaşımı
Türkiye dahil aday
ülkelerin nüfuslarının
toplamı, mevcut AB
nüfusunun % 45,4ünü,
Türkiye hariç ise %
28ini oluşturmaktadır.
Türkiyenin bu nüfus
ağırlığı, AB içindeki
dengeleri köklü bir
şekilde
değiştirmektedir.
AB PARLAMENTOSU
AB Parlamentosu halen
626 üyeden oluşmaktadır.
Burada en çok üyeye 99
parlamenterle Almanya,
87şer parlamenterle
İngiltere, Fransa ve
İtalya sahiptirler.
Türkiye, üyelik hakkı
kazanması halinde AB
Parlamentosuna en az
İngiltere, Fransa ve
İtalya kadar üye
gönderecektir. Yani AB
parlamentosunda en çok
üyeye sahip ilk 5 ülke
arasında yer alacaktır.
AVRUPA KOMİSYONU
Avrupa Komisyonu 20
üyeden oluşmaktadır.
Komisyonda Fransa,
Almanya, İtalya, İspanya
ve İngiltere 2şer,
diğer ülkeler birer üye
ile temsil edilmektedir.
2005 yılından itibaren
üye sayısı 27ye
çıkacaktır. Aday
ülkelerin tümünün
üyeliğinden sonra
muhtemelen komisyonda
dönüşümlü üyelik
sistemine geçilecek ve
Türkiye bir üye ile
burada temsil
edilecektir.
Ayrıca, tam üyelik
halinde Türkiye
komisyona bin kadar
idari personel
gönderecektir. AB
Sayıştayı ve Avrupa
Adalet Divanına da birer
üye verecektir. Türkiye,
gündeme göre ilgili
bakanların katıldığı ve
kararları bağlayıcı olan
Avrupa Birliği Konseyine
de iştirak edecektir.
AB konseyinin 342 olan
üye sayısına göre
Türkiye bu organda,
Almanya, İngiltere,
Fransa ve İtalya ile
birlikte 29 üyeye sahip
olacaktır. Bu sayı ile
Türkiye, özellikle
nitelikli oyla alınması
gereken kararlarda ciddi
söz sahibi olacaktır.
Çünkü, bu sistemde 89 oy
kararları
engelleyebilmektedir.
MALİ FONLAR
1998 yılı verilerine
göre Türkiye tam üye
olması halinde AB
bütçesine yılda 2,8
milyar ECU katkı
yapacak, buna karşılık
çeşitli fonlardan
alacağı payların toplamı
10,3 milyar ECU
olacaktır. Yani tam
üyelik durumunda Türkiye
yılda 7,5 milyar ECU net
kaynak girişi
sağlayacaktır.
DIŞ TİCARET
AByle olan dış ticaret,
Türkiyenin toplam dış
ticaret hacminin yüzde
50sini oluşturmaktadır.
Türkiye, 1980li
yıllarda ABnin üçüncü
ülkelerden yaptığı
ithalatta 46. sırada yer
alırken 1990ların
sonuna gelindiğinde 12.
sıraya yükselmiştir.
ABnin ihracatında ise
Türkiyenin yeri 6.
sıradır. Dolayısıyla,
hem Türkiye, hem de AB
için aradaki ekonomik
ilişkiler vazgeçilmez
öneme sahiptir.
SERBEST DOLAŞIM
Ortaklık Konseyi
kararlarına göre 1987
yılı başında Türk
işçilerine serbest
dolaşım hakkı verilmesi
gerekirken, çeşitli
bahanelerle bu
yapılmamıştır. AB
içinde, Türk
vatandaşlarına serbest
dolaşım hakkı verilmesi
halinde, Avrupada zaten
çözümü giderek zorlaşan
bir sorun haline gelen
işsizliğin altından
kalkılamayacak boyutlara
ulaşacağı endişesi
vardır.
Ancak, Avrupa
ülkelerinin tümünde
nüfus hızla yaşlanmakta,
mevcut sistemin ve
ekonomik üretimin devam
edebilmesi için göçmene
ihtiyaç doğmaktadır. Bu
bakımdan birlik içinde,
ABye yeni üye olan
ülkelerin doğrudan
serbest dolaşım hakkına
sahip olmaları görüşü
tartışılmaktadır.
Türkiyenin serbest
dolaşım hakkı, bu
tartışmaların
sonuçlarına bağlı
gözükmektedir. Bu
tartışmanın olumlu yönde
sonuçlanması,
Türkiyenin tam üyeliği
yolundaki ene önemli
engellerden birinin
ortadan kalkması
anlamına gelecektir.
İSPANYA ÖRNEĞİ
Avrupa Birliği, her
alanda Türk insanının
yaşam kalitesini
yükseltecektir.
Avrupa Birliği üyesi
ülkelerin, üyelik öncesi
ve sonrası durumlarına
baktığımızda bu
gelişmeyi açıkça görmek
mümkündür.
TÜRKİYE İSPANYA
KARŞILAŞTIRMASI
Nüfus ve coğrafi yapısı
bakımından Türkiyeyle
kıyaslanmaya en uygun
ülke olan İspanya, 1986
yılında Avrupa
Birliğine üye olmuştur.
Avrupa Birliğine üye
olmadan önce yılda 2
milyar dolar yabancı
sermaye yatırımı yapılan
İspanya, üyeliğin
ardından bu rakamı yılda
14 milyar dolara kadar
çıkarmıştır.
Türkiyeye yapılan
yabancı sermaye
rakamları yılda ancak
900 milyon dolara kadar
ulaşabilmiştir.
İspanya ile benzer bir
gelişme göstermemiz
halinde, Avrupa
Birliğine üyelimizden
sonra ülkemize yapılacak
yabancı sermaye
yatırımlarının yılda 8
milyar dolara
çıkacaktır.
Türkiyenin bugünkü
ödemeler dengesi açığı
da 8-10 milyar dolar
civarındadır zaten.
Aynı şekilde Avrupa
Birliğine girmeden önce
turizm gelirleri 8
milyar dolar civarında
olan İspanya, birliğe
girdikten sonra bu
rakamı 30 milyar dolara
çıkarmıştır.
Bugün de Türkiyenin
turizm gelirleri 8
milyar dolar
civarındadır.
Avrupa Birliğine üyelik,
uluslararası piyasalarda
Türkiyeye güveni
artıracaktır.
Yabancı yatırımcılar
için Avrupa Birliği
düzenlemeleri önemli bir
güvence teşkil
etmektedir.
Bu güvence ile Türkiye,
kalkınması için ihtiyaç
duyduğu yabancı
sermayeyi süratle
kendisine
çekebilecektir.
Avrupa Birliğine
girmeden önce kişi
başına gayrı safi milli
hasılası 4 bin dolar
civarında olan İspanya,
bu rakamı 14 bin doların
üzerine çıkarmıştır.
Bu rakam, Yunanistanda
5 bin dolardan 12 bin
dolara, Portekizde 4
bin dolardan 14 bin
dolara çıkmıştır.
Bugün Türkiyenin kişi
başına gayri safi milli
hasılası 3 bin doların
altındadır.
Bu örnekler, Avrupa
Birliğine girmemiz
halinde, Türkiyenin
önümüzdeki on yıl içinde
bugün bulunduğu düzeyin
yaklaşık 4-5 katı
ilerisine ulaşacağını
göstermektedir.
Türkiyenin bu atılımı
sadece kendi imkanları
ile yapması mümkün
değildir. Bu atılıma en
büyük mali destek Avrupa
Birliği bütçesinden
gelecektir.
-ABye katılmanın
çalışan kesime ve
işçilere olan etkisi:
AB bu konuya ilişkin
yaklaşımını Sosyal
Politikasında
belirlemiştir.Avrupa
Sosyal Politikası
istihdam,çalışanların
yaşam ve çalışma
koşullarının
güvenliği,işçi
sağlığı,kadın erkek
eşitliği gibi konularla
ilgilidir.AB sosyal
politikası sadece
çalışanlara yönelik
değildir.İşsiz,yaşlı,engelli,özürlü
veya herhangi bir
şekilde sosyal
dışlanmaya maruz kalmış
kişileri topluma
kazandırmayı da amaçlar.
-ABye katılım sürecinde
Türkiyenin sosyal
politikasında meydana
gelecek olan
değişiklikler:
Serbest
dolaşım,istihdam,adil
ücret hakkı,çalışma ve
yaşama şartlarının
iyileştirilmesi,sendikalaşma
ve toplu
sözleşme,mesleki
eğitim,kadın ve
erkeklere eşit
davranma,işçilerin
bilgilendirilmesi ve
yönetime katılması,işçi
sağlığı ve iş
güvenliği,çocuk,genç,yaşlı
ve özürlülerin korunması
konularını kapsayan
düzenlemelerin ve
iyileştirmelerin tam
üyeliğe kabulden önce
gerçekleştirilmesi
gerekmektedir.
-Malların serbest
dolaşımı:
Malların serbest
dolaşımı,üye ülkelerin
karşılıklı olarak gümrük
vergileri
ödemeden,sınırlarda zor
ve masraflı ihracat ve
ithalat prosedürlerine
maruz kalmadan vakit ve
nakitten tasarruf ederek
ticaret
yapabilmesi,dolayısıyla
daha çok çeşit malın
daha ucuza
satılabilmesidir.
Üye ülkeler kendi
aralarında gümrük
vergilerini kaldırarak
bir gümrük birliği
oluşturmuşlar ve aynı
gümrük mevzuatını
uygulayarak üçüncü
ülkelere karşı bir Ortak
Gümrük Tarifesi
belirlenmiştir.Örneğin
üye ülkeler üçüncü
ülkelerden yaptıkları
ithalata kendi ulusal
gümrük tarifelerini
değil Ortak Gümrük
Tarifelerini uygulamak
zorundadırlar.Türkiye
ile AB arasındaki Gümrük
Birliği süreci 1973
yılında başlamış ve 22
yıl sonra 31 aralık 1995
tarihinde malların
serbest dolaşımı
gerçekleşmiştir.
-Hizmetlerin serbest
dolaşımı:
Hizmetlerin serbest
dolaşımı,üye ülke
vatandaşlarının kendi
ülkelerinde
ulaştırma,bankacılık,sigorta,serbest
meslek,zanaat,ticaret,sanayi
sektörlerinde verdikleri
hizmetleri diğer bir üye
ülkede de verebilmeleri
demektir.
-Kişilerin serbest
dolaşımı:
Kişiler bir başka üye
ülkede o ülkenin
vatandaşlarının sahip
olduğu haklara sahip
olarak yaşayabilecek,iş
bulabilecek,çalışabilecek,eğitim
görebileceklerdir.
Örneğin,üye ülke
vatandaşlarının topluluk
sınırları içerisinde
serbestçe seyahat
edebilmeleri,satın
aldıkları şahsi
eşyaları(alındığı ülkede
KDVsi ödenmiş olması
kaydıyla)kendi
ülkelerine,sınırlarda
bavulları aranmadan
getirebilmeleri
sağlanmıştır.
-AB Vatandaşlığı Kavramı
AB ülkelerinden herhangi
birinin uyruğunu taşıyan
herkes aynı zamanda
Avrupa Birliği Vatandaşı
demektir.AB vatandaşlığı
üye vatandaşlarının
ABnin sunduğu tüm
yükümlülük ve haklara
sahip olması demektir.
Örneğin AB vatandaşının:
*AB içinde serbest
dolaşım ve ikamet hakkı
vardır.
*Avrupa Parlamentosu
seçimlerinde seçme ve
seçilme hakkı vardır.
*AB dışındaki bir ülkede
AB tarafından veya
herhangi bir AB üyesi
ülke tarafından
diplomatik korunma
ayrıcalığı vardır.
*Yetersiz gördüğü idari
uygulamaları,Dilekçe
Hakkını kullanarak,AB
Parlamentosuna veya
Avrupa Uzlaştırıcısına
şikayet etme hakkı
vardır.
*AB üyesi vatandaşları
arasında ayrım
(uyruk,cinsiyet,ırk,yaş)
gözetilemez.
-Üye ülke vatandaşı
iseniz AB ülkelerine
gitmek için pasaport
gerekecek mi?
AB üyesi ülke vatandaşı
iseniz,vize gerekmeden
AB ülkelerine seyahat
edebilirsiniz.Sınırlarda
durdurulmasanız bile
gereğinde kimliğinizi
ispatlamak amacıyla
uyruğunuzu belirten tek
tip Avrupa Birliği
pasaportunuzun yanınızda
olması gerekmektedir.
AB üye ülkeleri için tek
tip pasaport
belirlenmiştir.Yine her
ülkenin kendi pasaportu
vardır,ancak bu
pasaportlar renk,ebat ve
içindeki bilgilerin
sıralanışı bakımından
aynıdır.
-Bir AB ülkesini
ziyaretiniz sırasında
hastalanırsanız ne olur?
Başka üye ülkelere
seyahat esnasında
hastalanırsanız aynen o
ülkenin vatandaşlarının
sahip olduğu haklardan
yararlanırsınız.Bu demek
oluyor ki,eğer o ülkede
hastanede yatmak paralı
ise,oranın vatandaşı ne
ödüyorsa siz de aynen o
miktarı
ödeyeceksiniz.Böyle bir
durumda,memlekete
döndükten sonra,bağlı
bulunduğunuz sigorta
kurumundan
harcamalarınızı talep
edebilirsiniz.
-Diplomalar her ülkede
geçerli mi?
Eğitim sistemleri ve
verilen sertifika ve
diplomalar ülkeden
ülkeye farklılık
gösterdiği
için,meslekler kontrol
edilen meslekler,
kontrol edilmeyen
meslekler ve koordine
edilen meslekler olarak
3e
ayrılır.Çalışacağınız
ülkede mesleğiniz
kontrol edilen bir
meslek ise
(öğretmenlik,mühendislik,avukatlık
gibi) yetkili merciye
diplomanın tanınması
için müracaat
edilir.Yetkili merci
size 4 ay içinde cevap
vermek
durumundadır.Cevap
olumsuz olduğu
taktirde,gerekli ek
eğitim önerilir.Kontrol
edilmeyen mesleklerde
buna gerek yoktur.Bugün
Avrupa Birliği üye
ülkelerinde 60 milyon
öğrenci bulunmaktadır.
Bu öğrenciler
birbirlerinin ülkelerini
tanıma ve birbirlerinin
ülkesinde öğrenim görme
şansına sahiptirler.
Avrupa bize neden muhtaç
olabilir:
Türkiye Avrupa için bir
hizmet ülkesi.
Özellikle, tekstil,
yemiş(fındık, kayısı
gibi), otomotiv, gıda,
çay gibi daha bir çok
sektörde ve iş gücü
olarak Avrupa'ya hizmet
veriyoruz. Büyük ithalat
ve ihracat
bağlantılarımız var.
Yani Devletlerin
tepelerindekileri
geçersek sanayici ve iş
adamları karşılıklı
olarak bunu istiyor ve
destekliyor.
Bölgesinde güçlü,
değişen dünya
konjonktüründe önemli,
demokratik piyasa
ekonomisine, genç ve
dinamik nüfusa sahip
Türkiyenin AB üyeliği,
tarih boyunca bir
parçası olduğu
Avrupanın ekonomiden
güvenliğe, sosyal
konulardan kültürel
alana kadar birçok
politikasını tamamlayıcı
etkide bulunacak,
uluslararası alandaki
etkinliğini
artıracaktır. Bugün AB
genişleme süreci içinde
yer alan diğer aday
ülkelerden daha büyük
ölçek ve nüfusa sahip
Türkiyenin AB içinde
söz konusu ülkelere
kıyasla daha zor
özümseneceğini belirtmek
yanlış olmayacaktır.
Ancak orta ve uzun
vadede, Türkiyenin tam
üyeliğinin ABye
getireceği faydalar da
diğer ülkelere kıyasla
daha fazla olacak ve
elde edilecek yararlar
karşılaşılabilecek
zorlukları giderecektir.
Geleceğini AB içinde
gören Türkiye için ise
tam üyelik, Türk
demokrasisinin
temellerini
sağlamlaştırıp, piyasa
ekonomisini
güçlendirerek, siyasi,
ekonomik ve sosyal
açıdan modernleşmesini
hızlandıracaktır. Tam
üyelik, Türkiyenin
hukuki ve kurumsal
yapılanmasının
tamamlanmasına destek
olacak; uluslararası
düzeyde ekonomik ve
siyasi etkinliği ile
stratejik konumunu
güçlendirecektir.
Ufuk Binboğa
|