Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web


 
               Türkiye'de Tarım  

       Türkiye 78 milyon hektar yüzölçümüne sahiptir.Bunun 28 milyon hektarı tarım arazisidir.Tarım arazilerinin ise 8.5 milyon hektarı ekonomik olarak sulanabilmekte iken biz bunun sadece 4.5 milyon hektarını sulayabiliyoruz.Yani tarıma elverişli arazilerin yaklaşık yarısını eko.olarak sulayamamaktayız.GAP ile 1.5 milyon hektarının daha sulanabileceği tahmin edilmektedir.
 Bugüne kadar tarıma uygulanan destekleme politikalarının üretici gelirinde arzu edilen istikrarı sağlamamıştır.Son olarak 2001 yılında üretime dönük çeşitli sübvansiyonlar yerine doğrudan gelir desteği uygulaması başlamıştır.2000 yılında tarıma verilen destek 1.5 milyar $ dır.
 Tarım sektörü MG'nin %15'i,istihdamın %45'ini (gelişmiş ülkelerde bu oran %15'dir) oluşturmaktadır.Bu yüzden tarım sektörü ekonomik ve sosyal bir sektördür.
Ekonomik olarak tarım sektörüne baktığımızda;
- Tarım ürünlerinin gelir esnekliği düşüktür.
- Bilginin üretime uygulanması bir teknolojidir.Bu yüzden tarımda teknoloji kullanımı dikkate değer bir olgudur.
- Tarım Piyasası Oligopson-Monopson bir yapı gösterir.Bu tarım ürünlerinin arzı ve talebi açısından incelendiğinde ilginç sonuçlar doğurur.Tarım sektörü  girdi alırken de aynı piyasalarla karşı karşıya kalırlar.Bu yüzden Tarım sektöründe örgütlenmek önem taşır.
Ekonomik bir sektördür:
- Gıdaların üretimi beslenme ile doğrudan ilgilidir(verimlilik açısından değerlendirilebilir).
- Aktif nüfus ve işgücünün yüksek oranlar göstermesi.
- MG'e katkısı.
- Sanayi sektörüne sağladığı hammadde ve sermaye.(Tarım sektörü olmazsa Sanayi sektörü hammadde sağlayamaz ve girdisiz kalır.Girdiyi ithal ederse fiyat yönünden ekonomiye çok büyük etkilere neden olur.)
Tarımsal üretim şu ana kalemlerden oluşmaktadır:
- Bitkisel ürün %70
- Hayvansal ürün %22 ve diğer.
Sosyal ve Eko.koşullara karşı duyarlılığı nedeni ile son 5 yılda tarımsal üretim sürekli dalgalanma göstermiştir.
Tarım sektörünün genel ihracat içinde payı:
1965 -> %75
2000 -> %8
Ancak tekstil,deri gibi tarımsal sanayi ürünleri ve hammaddeler dahil edilirse bu oran %50 yi bulmaktadır.Türkiye önemli ürünlerde kendine yeterli ve ihracatçı konumdadır örneğin sebze üretiminde dünyada ilk sıradadır.Sebzenin talebinin fiyat esnekliğinin düşük olduğu göz önünde bulundurulursa Türkiye'deki bir tüketici Japonya'daki bir tüketiciden fiyat olarak daha avantajlıdır tespitini yapabiliriz.
Genel İthalat İçinde payı:
1980 -> %1
2000 -> %8
Tarım sektörüne nüfus olarak baktığımızda nüfusun %30 'u kırsal kesimde yaşamaktadır.
Stratejik olarak tarım sektörünün su kullanımı da ilginçtir:Türkiye su potansiyelinin ancak yarısını kullanılmaktadır.Toplam su tüketiminin ise %75 i tarım'a gitmektedir.
Tarımsal Politikalar ve Hedefler:
Tarım geniş etki alanı nedeniyle ülkelerin eko.sosyal,siyasi politikalarının en önemli parçasıdır.
-Yapısı gereği müdahaleye açıktır.Tarım Politikasının genelde amacı:Üreticilere yeterli bir yaşam standardı,tüketicilere uygun fiyatın sağlanmasıdır.
Son yıllarda tarım alanlarının kullanılma sınırına yaklaşıldığı düşünülürse;
- Bilinçli girdi kullanımı.(Hollanda'da 1 inek = Türkiye'de 12 inek).
- Verimliliğin artırılması.
- Etkinlik
- Kırsal kalkınma
politikalarının öne çıktığı görülmektedir.Bunun yanında gelir esnekliği yüksek malların üretilmesi çok önemlidir.Daha kolay satılabilir malların üretimi de dikkate alınmalıdır.Sanayi hammaddesi olabilecek ürünlere destek verilmelidir.Gelişmiş ülkelerde sübvansiyonlar bu ürünlerde ve alanlarda verilmektedir.Örneğin fındık yerine kanola üretsek daha fazla verim alınacaktır.Ancak bunu aşama aşama gerçekleştirmeliyiz.Çünkü ekonomik ajanlar buna bir anda uyum sağlayamazlar.Zaten bu da beklenemez.Doğrudan gelir desteğinin mantığı da budur.Son olarak IMF' in sistemli olarak son 30 yılda tarım sektörünü çökerttiği tezi dikkate değerdir.63 den itibaren başlayan kalkınma planlarında tarım önemli yer tutmuştur ancak başarı tartışmalıdır.Eğitim-Ekonomi ilişkisi Türkiye'de sadece tarımda değil hemen her sektörde çok önemlidir.Eğitim derken kastedilen herkesin okuma-yazma bilmesi değildir.Eğitimli insanların ana kalemlerine bakmamız gerekir.Burada esas noktanın 18-25 yaş arası eğitim olduğunu görürüz.Orta Öğretimde neden vergi vermenin,oy kullanmanın önemini adam akıllı anlatmazlar?Neden devletle ve demokrasiyle ilgili o insanları doyurmazlar?Neden.neden...
                                                                                                                                                          Salih Polat

www.tarim.gov.tr sitesinden yararlanılmıştır.